
İdare hukukumuzun başlıca konularından olan “İdari İşlemin İptali” davası ya da başka bir deyişle “İptal davası” hukukumuzda sıkça önümüze gelen dava türlerindendir. İdari işlemin iptal davası için açıklama yapmadan önce idari işlemin ne olduğu üzerinde durmak gerekmektedir.
İdari işlem : “İdari makamların kamu gücü kullanarak idare işlevine yönelik olarak tesis etmiş oldukları idare hukuku alanında sonuç doğuran hukuki işlemlerdir.” Şeklinde tanımlanabilir.
İdari İşlemin İptali ya da İptal Davası : “İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları” şeklinde tanımlanabilir.
Yukarıda yapılan tanımlamalar ışığında menfaatleri ihlal edilen kişiler idarenin eylemi karşısında “İdari İşlemin İptali” davası ya da başka bir deyişle “İptal davası” açabileceklerdir.
İdari işlemin niteliğine göre değişmekle birlikte iptal davalarına bakmakla görevli mahkemeler; İdare Mahkemesi, Vergi Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay olmak üzere sıralanabilir.
“İdari İşlemin İptali” davası ya da başka bir deyişle “İptal davası” açılabilmesi için kanunda genel ve özel dava açma süresi belirlenmiştir. Süreler idari işlemin tebliğinden itibaren başlamakta olup yapılan işlemin niteliğine göre değişmektedir.
Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 gün ve vergi mahkemelerinde 30 gündür. Bu süreler, hukuken zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süre niteliğindedir. Kural olarak tüm idari işlemlere karşı iptal davası açma süresi genel dava açma süreleridir.
İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarda, genel dava açma sürelerinin dışında ayrı dava açma süreleri öngörülebilir. Bu durumda genel dava açma süresi değil, idari işleme dair kanunda öngörülen özel dava açma süresi ne ise, o özel süre uygulanır. Ancak, özel dava açma süresinin uygulanabilmesi için idare tarafından yapılan işlemde özel dava açma süresi açıkça gösterilmelidir. Özel dava açma süresi idari işlemde açıkça gösterilmeyen hallerde, o idari işlem aleyhine genel dava açma süreleri içinde iptal davası açılabilir.
“İdari İşlemin İptali” davası ya da başka bir deyişle “İptal davası”nın en önemli unsuru tedbir niteliğinde olan “YÜRÜTMEYİ DURDURMA” kararıdır. Yürütmeyi durdurma kararı verilmesindeki amaç idarenin yapmış olduğu işlem sonucu menfaati ihlal edilenlerin dava sonuçlanmasını beklemeden menfaat ihlalinin giderilmesidir. Alınan yürütmeyi durdurma kararı tedbir niteliğinde olduğu için geçici niteliktedir.
Yürütmeyi durdurma kararı verilebilmesi için iki önemli unsurun bir arada bulunması gerekmektedir. İYUK md. 27 yürütmenin durdurulması kararını düzenlemektedir. “idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda” Görüldüğü üzere idari işlemin hem açıkça hukuka aykırı olması gerekli hem de telafisi güç veya imkansız zararların doğması gereklidir. Bu iki husus bir arada olduğu zaman idarenin icra etmiş olduğu işlem geriye dönük olarak tedbiren iptal edilerek menfaat ihlali ortadan kaldırılmaktadır.
Yine önemle belirtmek gerekir ki “İdari İşlemin İptali” davası ya da başka bir deyişle “İptal davası” açılması sırasında açıkça yürütmenin durdurulması talep edilmez ise menfaati ihlal edilen davacıların işbu kurumdan faydalanması mümkün olmamaktadır. Kural olarak Danıştay ve İdare mahkemesinde dava açılmış olması dava edilen idari işlemi durdurmamaktadır.
İdari işlemin iptal edilmesiyle birlikte, idari işlem tesis edildiği andan başlamak üzere tüm sonuçlarıyla birlikte geçmişe etkili bir biçimde yürürlükten kalkar. İptal edilen idari işlem, dava açmasalar bile aynı konuyla ilgili herkes açsından iptal edilmiş olur.
