Öncelikle belirtmek gerekir ki toplum düzeni için suç ve ceza kavramları büyük öneme sahiptir. İşbu sebeple suçlara karşılık olarak hürriyeti bağlayıcı cezalar ve/veya para cezaları kanunlarımızca öngörülmüştür. İzmir Ceza Avukatı bu nokta şüpheli/sanık için müdafilik veya mağdur/katılan için vekillik üstlenecektir. İyi bir Ceza Avukatı ile çalışmak bu açıdan çok büyük önem arz etmektedir.
Diğer yargılamalarda olduğu gibi ceza yargılamasında da Ceza Avukatı savunma görevini üstlenmektedir. Ancak ceza dosyalarını diğer yargılamalardan ayıran en büyük fark ise sonucunda hürriyetin bağlanabileceği gerçeğidir. Hal böyle olunca ceza davaları için iyi bir İzmir Ceza Avukatı ile çalışmak en doğrusu olacaktır.

Ceza davalarının süreci şu şekilde işlemektedir. Bir suç işlendiğine dair kolluk kuvvetlerine ya da savcılığa yapılan şikayet veya ihbar üzerine soruşturma süreci savcılık tarafından başlatılır. Cumhuriyet Savcısı konu ile ilgili delilleri toplar ve araştırma başlatır. Sürecin başlamasından sonuna kadar İzmir Ceza Avukatı süreçte yanınızda olacaktır.
Akabinde Cumhuriyet savcısı tarafından suç işlendiğine dair kuvvetli kanı oluşmuşsa iddianame düzenlemek suretiyle dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Yargılama süreci boyunca sanık veya katılan tarafında İzmir Ceza Avukatı haklarınızı savunacaktır.
Soruşturma aşamasında suç şüphesinin varlığı halinde sizler adına şikayet dilekçesi hazırlayarak ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına sunarak şikayet/ihbar hakkınızı kullanabilir. Yine bu aşamada delil toplayıp savcılığa verebilir.
Ceza avukatı hukuki olarak yargılama esnasında sizlerin haklarını savunur ve sizi temsil eder. Ceza dosyasının aydınlatılması ve maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla delil toplayıp mahkemeye sunabilir. Sanığa/katılana direkt soru sorabilir.
Ceza avukatlarının suçu savunduğuna dair yanlış bir algı mevcuttur. Ceza avukatları kişinin haklarını savunmaktadır. Yargılama neticesinde verilecek karar Ceza Avukatının savunmasını değiştirmeyecektir. Kişi yargılama sonucuna kadar suçsuz kabul edilmektedir. Savunma hakkı kutsaldır.

Soruşturma aşaması suç şüphesi ile başlamaktadır. Kolluk kuvvetleri veya savcılık suç şüphesi halinde soruşturmayı başlatmaktadır. Kendisine herhangi bir suç isnad edilen şüpheli için hukuki yardım almak oldukça önemlidir. Kişi Ceza Avukatından yardım almalıdır. Burada suç şüphesi altında olan kişiye şüpheli, zarar gören ise mağdur olarak adlandırılır.
Şüpheli hakkında savcının talebi ile beraber sulh ceza hakimliği veya kolluk kuvvetleri tarafından güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilebilir. Şüpheli Tutuklama, arama, el koyma, gözaltı, sorgu vb. türden güvenlik tedbirlerine maruz kalabilir. Tüm bunlar hürriyeti kısıtlayıcı yaptırımlardır. İşlemler neticesinde birçok kez hatalı kanuna aykırı eylemler ve işlemler yapılmaktadır. Kişi haklarının en üst seviyede korunması adına İzmir Ceza Avukatı ile destek alması en doğrusudur.
Tüm süreçlerde olduğu gibi soruşturma aşamasında da Ceza Avukatı soruşturma dosyasını inceleyebilir, delil sunabilir ve örnek alabilir.
Şüpheli/Mağdur ile Ceza Avukatı arasında yapılan tüm görüşmeler gizlilik esasına bağlıdır. Yapılan tüm konuşmalar ve bilgi alışverişi müvekkil/vekil ilişkisi gereği tüm yargılama sonuna ve devamında yargılama bittikten sonra dahi gizli kalmaktadır.
Şüphelinin ifadesi alınırken veya sulh ceza hakimliğinde sorgusu yapılırken Ceza Avukatının soruları cevaplama gibi bir yetkisi yoktur. Ceza Avukatı işbu hallerde Şüphelinin ifade/sorgu aşamasında hukuki olarak haklarını korumakla mükelleftir.
Şüpheli hakkında eğer Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama kararı verilirse Ceza Avukatı işbu karara karşı 7 gün içinde itiraz edebilir. Şüpheli ile cezaevinde görüşebilir. Dosya hakkında bilgi aktarımı yapabilir.
Cumhuriyet Savcılığı tarafından düzenlenen iddianame mahkemece kabul edilir ve bir tensip zaptı düzenler. Duruşma tarihi ve suç isnadı belirlenir. Sanık hakkında yargılama başlamış olur. Yargılama başladığı için artık sanık/mağdur için Ceza Avukatı bir hayli önem arz etmektedir.
İzmir Ceza Avukatı soruşturma aşamasında neler yapabiliyorsa kovuşturma aşamasında da yapabilecektir. Güvenlik tedbirlerine itiraz edebilir, delil toplayabilir, görüşme yapabilir.

İzmir Ceza Avukatı, yerel mahkemece verilen kararı müdafii/vekil olarak istinaf/temyize taşıyabilir. Yerel mahkemece verilen hukuka aykırı karar için üst mahkeme olan istinaf mahkemesi önceliklidir.
İzmir Ceza Avukatı tarafından yapılan itiraz neticesinde yanlış ve hukuka aykırı verilen yerel mahkeme kararı kaldırılarak istinaf mahkemesinde de yeniden yargılama yapılabilir. Aynı işlem Yargıtay temyiz incelemesi içinde geçerlidir. Görüldüğü üzere İzmir Ceza Avukatının ceza davalarında rolü büyüktür.
Ağır Ceza
Mahkemesi
Sanık Müdafiliği Ücreti …… TL
Mağdur/Katılan Vekilliği Ücreti …… TL
Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık Müdafiliği Ücreti …… TL
Mağdur/Katılan Vekilliği Ücreti …… TL
Çocuk Mahkemesi
SSÇ Müdafiliği Ücreti …… TL
Mağdur/Katılan Vekilliği Ücreti …… TL
Sulh Ceza ve İnfaz Hakimliği Ücreti …… TL
İzmir Ceza Avukatı ücretleri sabit bir ücrete sahip değildir. Diğer davalardan farklı olarak cezaevi karakol vb yerlerde iş ve işlemler gerçekleştirir. Bu sebeple farklılık gösterir.
Ceza avukatı kendisine gelen işin büyüklüğüne, emeğine ve zorluğuna göre baronun belirlediği asgari tutarın altında kalmayacak şekilde ücret alır. Ceza avukatları ücretleri için düzenlenmiş sabit bir ücret tarifesi söz konusu değildir.
Ağır ceza mahkemesi adı üzerinde cezai yaptırımı diğer suçlara göre daha ağır olan suçların yargılamasını yapar. Ağır ceza mahkemesi cezası 10 yıl ve üzeri olan suçlar ile birlikte kanunda özel olarak sayılmış birtakım suçların yargılamasını üstlenir. Bir suçun cezasının 10 yıl ve üzeri olduğu belirlenirken kanunda gösterilen üst sınıra bakılır. Bunun yanında cezası ne olursa olsun ağır ceza mahkemesinde görülecek bazı suçlar da belirlenmiştir. Bu suçlar şu şekildedir;

Resmi belgede sahtecilik, hileli iflas ve dolandırıcılık suçları
Kasten öldürme, taksirle öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış yaralama suçu
Ağır ceza avukatı bu suçlar hakkında soruşturma ve kovuşturma yapıldığı zaman şüpheli ve sanık müdafii olarak gereken savunmayı yapmalıdır. Ağır ceza mahkemesinde yargılanan kişilerin kesinlikle bir ağır ceza avukatı ile çalışmaları gerekmektedir. Davanın olumsuz sonuçlanma ihtimalini düşünüldüğünde çok uzun yıllar boyu özgürlüğün elinizden gitmesi anlamına gelmektedir. Bu anlamda ağır ceza avukatı özgürlüğünüz için gerekli her türlü savunmayı yapmaktadır.
Türk ceza yargılamasında asliye ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemesi genel olarak görev sahibi iki mahkemedir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen genel ceza yargılaması işlerine asliye ceza mahkemesi bakar. Örneğin hırsızlık suçu asliye ceza mahkemesinde görülür. Yukarıda ağır ceza mahkemesinin baktığı suçları gösterdik. İşte bu suçlar dışında kalan suçlarda asliye ceza avukatı şüpheli veya sanığın hukuken korunan haklarını savunmakla yükümlüdür. Bu mahkemede yargılanan kişilerin de yine aynı şekilde bir avukat ile çalışmaları önerilir. Ağır ceza gibi 10 yıllık cezalardan bahsedilmeyen asliye ceza mahkemelerinde yine de 6-8 yıl gibi miktarlarda cezalar çıkması gayet mümkün durumdadır.
Türk ceza yargılamasında 2 çeşit mahkeme vardır. Bunlar asliye ceza mahkemesi ve ağır ceza mahkemeleridir. Sulh ceza hakimliği eskiden sulh ceza mahkemesi idi. Ancak yeni düzenleme ile artık sulh ceza mahkemeleri kaldırılarak yerine sulh ceza hakimlikleri getirilmiş oldu.
Sulh ceza hakimi soruşturma aşamasında alınacak güvenlik tedbirlerine hükmeder. Şüphelinin ilk sorgusunun ardından alınması gereken önlemleri alır. Bunun haricinde idari para cezalarına itirazları inceler.
Soruşturma aşamasında ceza avukatının yapacağı savunma, itiraz, görüşme vb. her türlü faaliyeti sulh ceza hakimliği ile muhatap olarak gerçekleşir. Sulh ceza avukatı tutuklama kararına, yurt dışına çıkış yasağı kararına vb. güvenlik tedbirlerine yapacağı itirazı, kararı veren sulh ceza hakimine yöneltecektir. Bu aşamada avukat tutmak en mantıklı yol olacaktır. Zira yargılamanın henüz başında tüm dosya savunmasının planlı bir şekilde yürütülmesi bu aşamada bir avukat ile çalışmaya bağlıdır.
Cezai süreçle ilgili danışmanlık da talep ediliyor olunabilir. Bu durumda bir ceza avukatına konunun ayrıntıları anlatılır ve sürecin işleyişi ve nasıl bir yol çizilmesi konusunda bilgi alınır. Büromuz cezai süreçte müdafilik hizmeti verdiği gibi danışmanlık hizmeti de sunmaktadır.
Danışmanlık hizmeti birebir avukat ile görüşerek verilebileceği gibi online olarak da verilebilmektedir. Danışmanlık veya dava takibi işlemleriniz için büromuz web sitesi üzerinden konu ile ilgili sorularınızı bize yöneltebilirsiniz veya ofisimize gelebilirsiniz.
Türkiye’de ceza yargılaması temelde 3 aşamadan oluşur. Bunlar; iddia, savunma ve yargılamadır. İddia makamı savcılıktır. Soruşturma sürecinde şüpheli, kovuşturma sürecinde ise sanık olan kişi hukuki yardım hakkına sahiptir. Dilerse bir avukatın müdafiliği eşliğinde yargılamayı sürdürebilir. Bazı suçlar ve durumlar için ise zorunlu müdafilik öngörülmüştür.

Türkiye’de ceza avukatları İzmir’de elbet diğer şehirlere nazaran daha fazla bulunmaktadır. Ancak en iyi ceza avukatlarının İzmir’de olduğunu söylemek doğru olmayacaktır. Zira iyi bir ceza avukatının nitelikleri şehirden bağımsızdır.
Esasen meslekte en iyi ceza avukatı, uzman ceza avukatı gibi tanımlamalar meslek etiğine aykırı bir ifade teşkil etmektedir. Ceza avukatı arıyorum diyorsanız bunu konusuna hakim, ilgili ve bilgili ceza avukatını bünyesinde barındıran bir hukuk bürosu ile de irtibata geçebilirsiniz.
Kural olarak ceza yargılamasında kişinin avukatla kendini temsil etmesi zorunlu değildir. Kişi isterse avukat yardımı alır istemezse almaz. Ancak istisnai bazı hallerde kanun gereği müdafi ile savunmanın yapılması zorunlu tutulmuştur. Örneğin kişi hakkında tutuklama talep edilmişse şüpheli veya sanık kendi anlaştığı bir avukat ile veya baronun atayacağı bir avukat ile savunulmak durumundadır.
Ceza yargılamasında şüpheli veya sanığa avukatının olup olmadığı sorulur. Avukat ile anlaşacak gücü olmayan kişi baro tarafından kendisine müdafii atanmasını talep edebilir.
Müdafii bulunmayan kişi kendini savunamayacak durumda ise; yani sağı – dilsiz ise veya çocuk ise, talebi olmasına bakılmaksızın eğer bir avukatla anlaşmamışsa kendisine baro tarafından avukat atanmasına hükmedilir.
Yargılamaya konu olan suçun kanundaki alt sınırı 5 sene hapis cezası ise gene kişinin talebine bakılmaksızın baro tarafından avukat atanır.
Ceza davalarının süreleri yargılanan sanıkların çokluğuna, yargılama konusu suçun türüne ve ağırlığına, delillerin çeşitliliğine, mahkemenin yoğunluğuna, soruşturma aşamasının uzunluğuna, kanun yolları aşamalarına ve başka birçok unsura göre değişir.
Soruşturma aşaması, kovuşturma aşaması ve kanun yolları hesaba katıldığında ülkemizde İzmir’de ağır ceza davalarının genel olarak 1 ile 4 yıl arasında sürdüğü söylenebilir. Davanın niteliğine ve delillerin durumuna göre bu süre uzayabileceği gibi kısalabilir de. Asliye ceza mahkemesinde görülen davaların ise ağır ceza davalarına nazaran daha kısa sürdüğü söylenebilir.
Ceza avukatı hakkınızda başlatılan cezai sürecin her aşamasında vekaletname olmadan sizi savunabilir, soruşturma aşamasında sorgunuzda eşlik edebilir, delil sunabilir vb. her türlü işi yapabilir. Aynı şekilde kovuşturma aşamasında da savunma yapabilir. Gerekli itiraz ve taleplerde bulunabilir. Ancak şüpheli veya sanık hakkında hazırlanan dosyalardan örnek alabilmesi için vekaletnameye ihtiyacı vardır.
Ceza davalarında harç ve soruşturma ile kovuşturma aşamasında devlet tarafından davaya yönelik yapılan her türlü harcama yargılama gideri kapsamında sayılır. Yargılama masraflarını kimin ödeyeceğine yargılamanın sonunda hakim karar verir.
Yargılamada yapılan bazı masraflar bu kapsamda sayılmaz. Mesela engelli bir kişinin ifadesi alınmak için veya yabancı bir kişinin ifadesi alınmak için yapılan masraflar devletçe karşılanır, kimseye yükletilemez.
Yargılamada sanık eğer ceza alırsa veya hakkında güvenlik tedbiri kararı verilirse masrafları da ödemek durumunda kalır. Bunun yanında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı veya cezanın ertelenmesi kararı verilirse de yargılama masraflarını sanık öder. Henüz hüküm verilmeden sanık ölmüş ise bu yargılama masrafları mirasçılara yükletilemez.
Yargılama sonunda beraat alan sanık veya hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilen sanık yargılama masraflarına mahkum edilemez. Ancak kendi kusurundan doğan giderler varsa bunları ödemek durumunda kalır.
Suç iştirak halinde işlenmiş ve davalar birleştirilmişse yargılama masraflarına sanıklar ayrı ayrı mahkum edilir.
Ceza yargılaması kişileri maddi ve manevi olarak yıpratan bir süreçtir. Yargılama neticesinde çıkacak karar hapis cezası gibi hürriyeti bağlayıcı olabileceği gibi para cezası gibi maddi bir külfet oluşturabilmektedir.
Bu nedenle süreci doğru analiz edip etkin ve hızlı bir çözüm üretebilecek tecrübe sahibi bir ceza avukatının hukuki yardımına başvurmak kişiler için oldukça hayati önemi haizdir. Bununla beraber hüküm öncesinde tutukluluk, gözaltı, yurt dışı yasağı gibi kişiyi yıpratacak durumlar da söz konusu olabilir. Bunlar kişiler için büyük hak kayıpları doğurabilirler. Bu noktada bir avukatın hukuki desteği daha da önemli hale gelir.